Hiphop ilk adımlarını atıyor

Yazan: McLoFT | 18 Mayıs 2008 | Kategoriler: Hiphop
Etiketler: ,

Hip-hop’un başlangıcı, 70’li yılların Amerika’sı. O yıllarda Amerika’da siyah öfke gayet büyük. 1968 yılında Martin Luther’ın öldürülüşünden sonra siyah ayaklanmalar kontrol altına alınamıyor. Şimdiye göre daha az tehlikeli Harlem’e hiçbir beyaz ayak basamıyor. Siyahlar kendi yaşam bölgelerini belirlemişler ve o bölge içinde kendi kurallarıyla yaşıyorlar. Siyahların çok fazla sorunu var; ayrımcılık, maruz kaldıkları ikinci sınıf insan muamelesi, ayaklanmalar. Peki siyah gençliğin durumu ne? Siyah gençler bir yandan siyah olmanın getirdiği bu sorunlarla, bir yandan da genç olmanın sorunlarıyla boğuşmak zorunda. Kendini ifade etmek tabii ki en önemli gereklilik. Ve bunun en iyi yolu da kendi arkadaş grubunu kurmak ve beraber bir şeyler yapmak. Örneğin parti vermek. O sıralar disko müzik pek bir moda, disko ateşi her yanı sarmış, John Travolta’nın Saturday Night Fever filmi için siyah gömlekli beyaz takım elbiseli haliyle verdiği “az önce pistte dağıtırken omuzum çıktı ama yine de dansa devam ediyorum” pozu her 3 Amerikalı beyaz gençten birinin duvarını süslemekte. Disko DJ’liği underground bir meslek olmaktan çıkmış, disko müzik her yana dağılmış. 1967 senesinde Jamayika’dan Bronx’a taşınmış olan Clive Campbell isimli bir genç ise reggae müziği New York’lu gençlere sevdirmeye çalışmanın beyhude bir uğraş olduğunu anlamış ve kendi çapında bu parçaların üzerine funk ve latino mixler atmaya başlamış.

Daha sonra DJ Kool Herc, Godfather of HipHop Culture olarak tanınacak olan Clive, 1973’de kız kardeşine doğum günü partisinde müzik işini üstleneceğine dair söz verir ve iki pikap ve iki zayıfça hoparlörden oluşan müzik sistemiyle harikalar yaratır. Partiye gelenler onun DJ’liğinden o kadar etkilenirler ki, kendi partilerinde de gelip müzik yapması için teklifler yağar. Doğum günü partileriyle piyasaya adım atan Herc işi gittikçe büyütür ve Bronx çevresinin en aranan parti DJ’lerinden biri olur.
O zamanlar DJ’lerin partilere katılan kişileri isimleriyle hitap ederek selamlaması adettendir ve Kool Herc de partilerine katılanlarla şarkı sırasında muhabbet eder. Tabii, bu selamlama karşılıksız kalmaz, particiler de DJ’e karşılık verirler. İşte yazının başındaki sözler Kool Herc’in topluluğu havaya sokmak için söyledikleridir. Müzik eşliğinde söyleşme böyle sürer giderken, DJ Herc muhabbeti müzikle uyumlu bir hale getirmeye başlar ve rap müzik işte bu salonlarda başlar.
B-Boy, Herc’in yaptığı müzik eşliğinde dans eden gençlere verdiği isim. Onları B-Boy yapan sadece dans etmeleri değil, taze hip-hop kültürünün her alanına gönülden bağlı olmaları.
Herc, partilerinde insanları gözlemlerken sade ama güçlü ritimlerin insanları dans etmeye heveslendirdiğini fark eder ve parçaların bu bölümlerini uzatmak için aynı plağı iki ayrı pikapta çalar; ritim birinde bitince öbüründe baştan başlayacak şekilde çalmaya başlar; ya da bir parçayla başka bir parçanın breaklerini arka arkaya çalar. Böylece Herc o zamana göre bile gayet ilkel sayılabilecek müzik sistemiyle hip-hop’un temeli olan breakbeats’i icat etmiş olur. Artık tek parçanın hükmü biter, parçaları karıştırarak kendi parçasını oluşturmak meşru hale gelir; hem de dinleyen herkes buna bayılır. Hip-hop kültürünün en ana kısmı olan DJ’ing ya da emceeing işte Herc’in ellerinden böyle doğar. (emcee / MC: Master of Ceremonies mikrofonu kullanmaya izni olan tek kişi) Herc’in hayranları ve partilerinin müdavimleri olan Grandmaster Flash ve DJ Bambaata da Herc’in başlattığı akımı kendi fikirleri ve imkanlarıyla genişleterek isimlerini duyurmaya başlarlar

Bu arada sayıları gittikçe artan DJ’lerin müdavimleri, müziği kapalı odalardan sokaklara taşır; sokakta müzik çalarak, dans ederek, duvarları boyayarak hip-hop kültürünün ilk adımlarını atarlar. Kool Herc’in sıkı hayranlarından Afrika Bambaata 73 senesinde The Universal Zulu Nation’ı kurar. Zulu Nation kendini hip-hop kültürünü yaşatmaya ve zenginleştirmeye adamış insanlardan oluşan bir topluluktur. Zulu Nation hala dünyadaki en büyük hip-hop organizasyonu olarak biliniyor. Her ırktan, her dinden ve her dilden üyesi var.Bu arada sayıları gittikçe artan DJ’lerin müdavimleri, müziği kapalı odalardan sokaklara taşır; sokakta müzik çalarak, dans ederek, duvarları boyayarak hip-hop kültürünün ilk adımlarını atarlar. Kool Herc’in sıkı hayranlarından Afrika Bambaata 73 senesinde The Universal Zulu Nation’ı kurar. Zulu Nation kendini hip-hop kültürünü yaşatmaya ve zenginleştirmeye adamış insanlardan oluşan bir topluluktur. Zulu Nation hala dünyadaki en büyük hip-hop organizasyonu olarak biliniyor. Her ırktan, her dinden ve her dilden üyesi var.

Sosyal olarak aktif olan ve plak şirketlerinin ve reklam kampanyalarının peşinde koşmak yerine, yararlı işler yapan hip-hop sanatçıları da var. Örneğin Camp Cool J ve birçok artist AIDS araştırmalarına bağışta bulunuyor, seçim kampanyalarında aktif roller alıyorlar. Amerika’da hip-hop’çuların etkili bir politik güç olduğunun fark edilmesi Bill Clinton zamanına dayanıyor. Yapılan araştırmalar göstermiş ki, Bill Clinton’un saksofon çalması, müzikle ilgili olması ve siyahların sorunlarına gösterdiği ilgi ona seçimlerde çok oy kazandırmış. Seçime katılan genç siyahların %84’ü, yani neredeyse tamamı oylarını Clinton’a vermişler. Uzun bir zaman sonra Amerika’da Demokrat Parti’li bir Başkan’ın seçilmesinde önemli rol oynayan hip-hop jenerasyonu, şimdi politik gücünün çok daha farkında ve oluşturulan sayısız sivil örgütle kendini gösteriyor. Geçtiğimiz seçimlerde Demokrat Parti adayı Al Gore da Clinton’ın yolundan giderek seçime kısa bir süre kala Fugees’in eski elemanlarından Wyclef Jean’in kendisini desteklediğini açıklayarak oy istemişti.

Yorum yazın:

İsminiz *

Emailiniz *

Websiteniz